0 532 202 46 83
fibadbagimsizdenetim@gmail.com
fibad
  • Anasayfa
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Bağımsız Denetim Nedir?
    • Yönetim Kurulu
    • Ortaklarımız
    • Denetim Ekibi
    • Ortaklarımız
    • Kalite Güvence Ekibi
    • İç Yönerge
    • Belgelerimiz
  • Hizmetlerimiz
  • Sorulan Sorular
  • Yayınlar
    • Basında Biz
    • Makaleler
    • Haberler
  • İletişim

ŞÜPHELİ ALACAKLAR

Fibad Bağımsız Denetim Danışmanlık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yeminli Mali Müşavir & Bağımsız Denetçi Vergileme bağlamında gerçek kazancın vergilendirilmesi esastır. Ancak, vergi sistemimizde ticari ve zirai kazançların vergilendirilmesi tahakkuk ilkesine bağlanmıştır. Yani kazancın matraha dahil edilmesi için miktar ve tutar olarak hukuken kesinleşmesi yeterli sayılmıştır. Ancak tahakkuk ettiği için gelir kaydedilen ve vergi matrahına dahil edilecek tutarların tahsilinin gerçekleşmemesi halinde ise tahsili gerçekleşmeyen bir kârın vergisi verilmektedir. Bu durum gerçek kazancın vergilendirilmesi ilkesine aykırılık teşkil eder. Son ekonomik kriz ile hemen hemen her işletmenin karşılaştığı alacakların tahsil edilememesi ve tahsil edilemeyen alacak kadar zararın ortaya çıkması, gerçek kazancın vergilendirilmesi ilkesinin önemini bir kez daha ortaya çıkarmıştır. Bu ilkenin gerçekleştirilmesi, karşılık ayrılması yolu ile zararın matrahtan düşürülmesi ile mümkün olmaktadır. Vadesinde tahsil edilemeyen ve ileride tahsil edilip edilemeyeceği kesin olarak belli olmayan senetli veya senetsiz alacaklar “şüpheli alacak” durumundadır. Senetli veya senetsiz alacakların şüpheli hale gelmeleri ve bu konu ile ilgili işlemler Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesi ile düzenlenmiştir. Kanunun 323. maddesinde açıkça belirtildiği üzere ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla; 1- Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar 2- Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılır. ÖZELLİK ARZ EDEN DURUMLAR: 1- Maddenin birinci fıkrasına göre bir alacağın şüpheli sayılması için dava veya icra safhasına intikal etmesi temel şarttır. 2- Maddenin 2. fıkrasında ise; belirtilen alacakların senetli veya senetsiz olmaları önemli değildir. Tutar itibariyle, icra veya dava takibine değmeyecek alacaklar için belli bir sınır konulmamıştır. Bunun için dava veya takip masrafları tutarı ile işletmenin bu tür küçük alacaklar toplamı önem taşır. 3- Senetli alacaklarda ise; ödeme vadesi senet üzerinde yazılıdır. Bunlar vadesinde ödenmediklerinde protesto edilirler. Bunların yazı ile istenmesi söz konusu değildir. Senetli küçük alacakların protesto edilmesi, şüpheli alacak sayılması için yeterlidir. 4- Senede bağlı olmayan alacaklar, ticari defterlerde şahıs hesaplarında takip edilir. Bu tür alacaklarda kesin bir vade yoktur. Bu konuda belirleyici ticari teamüldür. Teamülen normal sayılacak bir süre içinde ödeme yapılmadığı takdirde, borcun ödenmesi belli bir süre tanınarak borçludan istenir. Bu istemin protesto yoluyla yapılması ve tayin edilen sürede ödenmemesi şüpheli alacak sayılması için yeterlidir. Yazı ile isteme halinde ise tayin edilen sürede ödenmeyen alacak için ikinci defa yazı çıkarılması gerekir. Buna rağmen ödeme yapılmazsa, alacağın şüpheli alacak haline geldiği kabul edilir. 5- İşletme açısından tahsili şüpheli hale gelmiş alacaklar için şüpheli hale geldiği dönemde değerleme gününün tasarruf değeri (iktisadi kıymetin sahibi için arz ettiği gerçek değer) üzerinden karşılık ayrılabilir. 6- Şüpheli ticari alacaklar için tamamen veya kısmen karşılık ayrılabilir. Hangi oranda karşılık ayrılacağına mükellefler serbestçe karar verirler. Bu karşılığın hangi alacaklara ait olduğu karşılık hesabında gösterilir. 7- Karşılık ayrılmadan zarar yazılamaz. 8- Şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayrılmayan alacaklar için sonraki dönemlerde karşılık ayrılamaz. 9- Sadece bilanço esasına göre defter tutan tüccar ve çiftçiler karşılık ayırabilirler. 10- İşletme hesabı esasına göre defter tutan tüccar ve çiftçilerin, şüpheli alacaklar için karşılık ayırmaları veya bunları başka şekilde gider yazmaları mümkün değildir. 11- Bir kısmı teminata bağlı olan alacaklarda, karşılık teminattan arta kalan kısım için ayrılır. 12- Menkul rehni, gayrimenkul ipoteği ve şahsi kefalet yolu ile alacak teminatlı hale gelmektedir. Şahsi kefalet ile teminat altına alınan alacakların borçlusu tarafından ödenmemesi halinde karşılık ayrılması mümkün değildir. Bu durumda kefile başvurmak gerekecektir. Alacağın kefilden de tahsil edilememesi halinde, alacak teminatlı olma niteliğini kaybedecektir. Diğer şartlar da gerçekleşmişse bu alacaklar için karşılık ayrılması mümkündür. Ayrıca Danıştay’ın 17.01.1984 tarihli kararına göre haciz altına alınan alacaklar teminatlı sayıldığından karşılık ayrılamaz. Müşterinin iflası halinde alacakların iflas masasına kaydedilmesi şartıyla karşılık ayrılabilir. Kamu kuruluşlarından ve ortaklardan olan alacaklar için karşılık ayrılmaz. 13- Karşılık ayrılmak yoluyla zarar yazılan şüpheli alacaklardan sonradan tahsilat yapılması halinde, tahsil edildikleri yılda kâr yazılırlar. 14- Bu uygulama KDV Kanunu hükümleri gereğince KDV’den kaynaklanan alacaklar üzerinde yapılamaz. Yani şüpheli alacak karşılığı KDV hariç tutar üzerinden ayrılır. 15- Şüpheli alacak ayrıldığı döneme ait KDV ise ilave KDV olarak beyan edilir.

FİBAD